|
Ölmek
Bir sanattır, her şey gibi
Özellikle iyi yaptıklarımdan
ÖLÜMÜN KIYILARINDA GEZİNEN BİR KADIN
Sylvia Plath. Henüz 30 yaşındayken hava gazı soluyarak yaşamına son verdi. O, 30 yıl boyunca 10 yıllık aralarla başarısız intihar girişimlerinde bulundu. O bir şairdi. Her şeyden önce bir kadındı ve o bir aşıktı. Ölene kadar kimse şiirlerinin farkında olmadı, kimse onu önemsemedi.
Sylvia Plath'ın Günceleri ve Sırça Fanus gibi yapıtlarıyla ülkemizde de tanınan Plath'ın hayatı, yönetmen Christine Jeffs'in kamerasından karşımıza getiriliyor. Plath'ı canlandıran yıldız ise mesafeli duruşu ve anlamlı güzelliğiyle Gwyneth Paltrow.
Dilerseniz Plath'ın hayatına şöyle kısaca bir değinelim. Hem filmi izlemeden önce genel bir fikir edinmenize yardımcı oluruz.
Sylvia Plath, 27 ekim 1932'de Massachusettes Boston'da orta bir sınıf ailenin çocuğu olarak doğar. Daha sonraki yazılardan anlaşılacağı üzere küçük yaşlarda babasını kaybetmesi hayatının en büyük trajedisi olmuştur. Artık o, ölüme o kadar yabancı değildir. Uyku ilacı içerek giriştiği ölümle dans etme alıştırmaları Sırça Fanus (The Bell Jar) adlı kitabına kaynaklık eder. Başlarına geçirdikleri kavanozlarla yaşayan kadınları ve şüphesiz kendi hislerini anlatır bu kitapta.
Yaşamının ikinci (ve son) yıkımını da Cambridge'e burslu olarak gitmesinin ertesinde alacaktır. Çünkü orada aşkı Ted Hughes'le tanışır. İleride önemli bir şair sayılacak olan Ted kendisi gibi şiire meraklıdır ve adamın bu yönü Path'in onun çekim alanı içine girmesini kaçınılmaz kılar.
Evlenmelerinin ardından Londra'ya taşınırlar. Yatak odaları çalışma odalarına dönüşür. Path eşiyle beraber yazmaya ve üretmeye hırsla devam eder. Şiirlerini önemli edebiyat dergilerine gönderir. Ancak pek fazla etkili olamaz.
Mutlu düşlerin sonu yavaş yavaş gözükmeye başlamıştır. Sylvia maddi zorlukların üstesinden gelebilmek için İngilizce öğretmenliği yapar. Bu meslek onun tüm zamanını alır. Sevdiği işi ve yaşama amacı olan yazmaktan da bu nedenle uzak kalır. Hayatın rutin mücadelesi içinde kaybolmuş, doğru yol çizgisini arayan yönünü şaşırmış bir kadındır artık.
Dostları David ve Assia onları Court Green'deki evlerine ziyarete geldiğinde kırılma noktasına da varılmış olunur. Sylvia, Assia ve Ted'in arasındaki ilişkinin farkındadır ancak kronikleşen bu aşka karşı yapabileceği hiçbir şey yoktur.
Son umut çığlıklarını döktüğü buluşmada Ted Assia'nın kendisinden hamile olduğunu söyler ve ipler kopma noktasına gelir.
Sylvia eve döndüğünde çocuklarını odalarına gönderir. Mutfağa gider. Fırının içine başını sokup gazı açar.
*
Sylvia Plath kocası yüzünden mi intihar etmişti? Şüphesiz hayır. Onun ölüme yakın tavrını anlamak için şiirlerine bir bakmak gerekli.
Filme dönecek olursak, bu kesinlikle Sylvia'yı Sylvia haline getiren yaşamın içinden çıkma bir film değil. Gwyneth Paltrow güzel olmasına güzel bir kadın, ancak yüzündeki ruhsuzluk maskesi bu filmde de eksik olmuyor. Ki Paltrow, kesinlikle Lady Lazarus'un dizelerinde dolaşan o kadın değil.
Sylvia Plath'ın hayranı olun ya da olmayın, yazarın inişli çıkışlı yaşamını izlemek ve onu intihara sürükleyen nedenleri anlamak istiyorsanız Christine Jeffs'in yönettiği bu filmi yine de seyretmenizi öneririz.

| |
SYLVIA
Filmin Künyesi:
Yönetmen: Christine Jeffs
Senaryo: John Brownlow
Oyuncular: Gwyneth Paltrow, Daniel Craig, Jared Haris, Blythe Danner
Tür: Dram |
|
|