ARKADAŞ
EDİNMEKTE ZORLANIYORSANIZ
Hepimizin
iyi arkadaşlıkları olsun isteriz.
Çünkü insanlar sosyal varlıklardır.
Ama ilişkilerin tanışma safhasına
gelindiğinde birbirimizden ayrılırız.
Başka insanların ne kadar çabuk
yeni dostlar edindiğine ve bu
kadar çok beğenildiğine hep şaşırıyor
musunuz? Merak etmeyin ne onlar
sizden daha üstün, ne de becerikliler.
Sadece bazı çok basit şeylere
sizden daha fazla dikkat ediyor
olabilirler. İşte o basit, minicik
şeyler de başarılı ilişkinin can
damarlarıdır aslında. Artık harekete
geçmeye
hazırsanız, zincirlerinizi kırmanızı
sağlayacak püf noktalarına başlıyoruz.
KARŞINIZDAKİ
İNSANI ÖVÜN
İster
toplumun üst kesiminden olsun,
ister kendine güveni kalmamış
ve sıfıra eş değer hisseden biri
olsun her insanın istediği bir
şey vardır: beğenilmek. Hepimiz
ilişki kurduğumuz insanların beğenisini
kazanmak isteriz. İçinde bulunduğunuz
küçücük çevrede bir şekilde fark
edilmek ve anlaşılamamış değerinizin
bilinmesi her insanın kendini
ayrıcalıklı hissetmesini sağlar.
O
zaman şöyle birazcık empati
yapalım. Karşı tarafı etkileyebilmek
ve onu da "dostlar" kategorisine
katabilmek için uymanız gereken
kural basit: Onun kendini önemli
hissetmesini sağlayın. İnsan doğasının
en önemli ilkesi beğenilme tutkusudur.
O
halde siz de bu kurala uyarak
insanları övün. Ama bunu tabiri
caizse yalakalık düzeyine getirmeden
yapın. Beğenilerinizi içtenlikle
belirtip o insanın olumlu özelliklerini
ön plana çıkarın. Siz de dahil
olmak üzere herkes övülmekten
keyif alır. Öyle değil mi?
Şu
güzel alıntı bu kuralın ne kadar
önemli olduğuna dair size yeterli
bir fikir verecektir sanırız:
"Karşılaştığımız herkes bir yönüyle
bizden üstündür, öyle ki herkesten
öğreneceğimiz çok şey var."
ONLARI
DİNLEYİN
İnsanlar
tartışmalar sırasında ne söyleyeceklerini
düşündükleri için kulaklarını
açıp konuşanı dinleyemezler. Bu
yüzden televizyonlarda sıkça gördüğümüz
gibi ortaya bir kargaşa ve agresif
bir kitle çıkar. Konu çoktan başka
yerlere gitmiş olur. İletişimin
anahtarlarından biri de iyi bir
dinleyici olmaktır. Günümüzde
insanların belki de en az yaptığı
şey budur: karşı tarafı dinlemek.
Haydi, itiraf edin! Kaçınız yakınlarınızı
çok iyi dinlediğini söyleyebilir?
Çok azımız. Sevgililerimize bile
bu ayrıcalığı çok fazla göstermeyiz.
Ama böyle yaparak neler kazanabileceğimizi
bir bilebilseydik, işte o zaman
her şey daha harika olurdu. Öyleyse
yapmamız gereken dikkatimizi tamamen
konuşan üzerine odaklamak olmalı.
İLGİ
DUYDUKLARI KONULARDAN SÖZ EDİN
"İnsanın
yüreğine giden yol, onun en çok
değer verdiği konuda konuşmaktan
geçer." Bu sözün de yeterince
açık ettiği gibi her insanın hassas
taraflarından biri de kendi dünyalarına
yakın kişiliklerden haz duymalarıdır.
Merak etmeyin, sizden bukalemun
olmanızı istemiyoruz. Ancak biraz
açık fikirlilik ve hoş görüyle
insanları kolayca tavlamanız mümkündür.
Hiç ilgilenmeseniz bile, karşı
tarafın ilgi duyduğu konulardan
bahsetmeniz tarafınıza artı puan
olacaktır. Ki böylelikle sonradan
kazanacaklarınızın toplamını hayal
bile edemezsiniz.
İNSANLARIN
İSİMLERİ SİHİRLİDİR
Yaşamın
içinde çok fazla insanla karşılaşırız.
Bunların kimi yakınlarımız, kimi
iş arkadaşlarımız, kimiyse diğer
uzak tanışıklıklardır. Ve çoğu
zaman onların isimlerini hatırlamakta
zorlanırız. Hepimizin en az bir
kez uzun süredir görmediği bir
yakınıyla karşılaşınca onun ismini
hatırlayamayarak zor bir durumda
kaldığı olmuştur. Kullanılmayan
bilgi unutulur. En sevdiğimiz
insanın bile gün içinde ona ismini
kaç kez sarf ederiz ki? İsimler
herkes için önemlidir çünkü onları
diğerlerinden farklı kılan bir
tür kimlik kartıdır. Onlara isimleriyle
seslenirseniz bilinçaltında pek
çok değişimi başlatmış olursunuz.
Belki o anda farkında olmazsınız
ama bu şekilde çok şey kazanırsınız.
GÜLÜMSEMEK,
GÜLÜMSEMEK, GÜLÜMSEMEK :)
Demek
istediğimiz saf bir optimizmle
etrafa gülücükler saçmak değil
elbette. İçten olmak ve karşı
tarafa samimi duygularımızı küçük
bir gülümseyişle iletebilmek.
Yaşamın üzerimizde yarattığı baskılar
nedeniyle belki de gülmeyi unutmuş
bir toplum olduk. Sokakta yürürken,
şöyle bir çevrenize bakın. Hep
asık suratlar, o donuk ifadeler.
Ama kimse sizden mutlu olma arzusunu
zorla almıyor ki? En kötü koşullarda
bile neşeli olmak yine sizin elinizdedir.
Neşeli olmanın yolu neşemizi yitirdiğimiz
zaman neşeliymiş gibi konuşmak
ve öyle davranmaktan geçer. Shakespear'in
dediği gibi, "Hiçbir şey iyi ya
da kötü değildir, düşünce bir
şeyi iyi ya
da kötü olarak değerlendirir."
Unutmayın, hiç kimse gülümseyemeyecek
kadar mutsuz değildir. Yeni biriyle
tanışıyorsanız, gülümseyin. Farkı
fark edeceksiniz. :)
EMPATİ
YAPIN VE BAŞKALARIYLA İLGİLENİN
Hep
birilerinin siziyle ilgilenmesini
istediniz. Bunu için yırtınıp
durdunuz. Kendinizi hırpaladınız.
Peki hiç kendinize sordunuz mu?
Siz bugüne kadar kaç kişiyle içtenlikle
ilgilendiniz? Belki cümle içinde
size bir şey ifade etmeyebilir
ama kendi hayatınız için bunu
sorguladığınızda önemli bir durumun
farkına varırsınız. Yaşamda en
büyük güçlüklerle karşılaşan ve
çevresine en büyük zararı veren
insan, başkalarıyla ilgilenmeyen
insandır. Şuna inanın ki bütün
başarısız insanların da hayatta
hep kaybeden rolünü üstlenmeleri
bu yüzdendir. Başkalarıyla içtenlikle
ilgilenirseniz iki ay içinde çok
arkadaş edinebilirsiniz ama başkalarının
sizinle ilgilenmesini beklerseniz,
diyebiliriz ki daha çok beklersiniz!
:)
|