ÖZGÜVENİNİZİ YENİDEN KAZANIN
Neden
diğer insanlar gibi yeni girdiğiniz
ortamlarda rahat olamıyorsunuz?
En basit sorun bile sizin için
aşılmaz dağlara dönüşüyor olabilir.
Zaman zaman
bu tür sıkıntıları hepimiz yaşarız
ama kimimiz kendimizi içinden
çıkılmaz bir tünelde buluveririz.
Fakat tünelin sonunda bir ışık
var ve azıcık çabayla o ışığa
ulaşmak elimizde.
Geçmişte
yaşadığımız önemli ve üzücü olaylar
hepimizin üzerinde az ya da çok
bir etki bırakırlar. Çoğu zaman
bunun farkında oluruz ama belki
de hiç beklemediğiniz bir anda
tehlike sinyalleri alarm vermeye
başlayabilir. Neler olduğunu anlayamazsınız
bile. Her şey olup bitmiştir.
Özgüveniniz bir anda yok olmuştur.
Artık siz, eski siz değilsinizdir.
Geçmişin olumsuz hatıraları bir
bir
aklınızda yinelenip dururlar.
Bir kere kafanızı kurcalamaya
başladı mı yuvarlanan kar topu
gibi git gide büyür büyür
ve durdurulamaz bir hal alır.
Peki
neden bu düşüncelerden bu kadar
kolay kurtulamıyoruz? Çünkü sorunlu
dönemlerimizde olumsuz inançlarımızı
su yüzüne çıkarmakta bir sakınca
görmeyiz. Artık bu öyle doğal
bir hal alır ki giderek kronikleşir
ve içinden çıkılması zor bir hal
alır. Olumsuz düşünmek, sizin
için sıradan bir şey oluverir.
Tabii hayatınız da böylelikle
mahvolmaya başlar.
Öncelikle,
yalnız olmadığınızı unutmamalısınız.
Etrafımızda binlerce insan yaşıyor
ve sizin gibi binlerce de eşcinsel
var. Farkında olun ya da olmayın
onlar da sizinle aynı havayı soluyor
aynı sorunları yaşıyorlar. Kimi
öyle kötü, öyle içinden çıkılmaz
durumdaki belki de sizin probleminiz
onlarınkinin yanında hafif kalır.
Bu ülkede insanlar sırf eşcinsel
oldukları için taciz ediliyor,
hatta acımasızca öldürülüyorlar.
Bu bir gerçek. Ama bunu düşünerek
de yaşamı içinden çıkılmaz bir
hale getirmeye de gerek yok. Yaşamaya
ve mücadeleye devam etmek zorundayız.
Ancak konumuz özgüven olduğuna
göre durumu eşcinsellik açısından
değil sırf 'birey' olarak ele
almalıyız.
Yaşamda
her gün yeni bir şeyler öğreniriz.
Çoğu zaman biyolojik varlıklar
olduğumuzu unuturuz ve pek farkında
olmasak da vücudumuz değişik durumlara
ve yeni ortamlara göre tepki verir.
Bunlar yaşamımızın her anında
yanı başımızda olan fobilerimizdir.
Kötü durumlarda kendimizi endişeli
hissederiz. Terleriz, midemiz
kasılır, kalp atışlarımız hızlanır
vs. Dolayısıyla aynı sıkıntıları
bir daha yaşamamak için fiziksel
rahatsızlığı bize yaşatan durum
ve ortamlardan otomatik olarak
kaçınırız. İşte en büyük sorunlarımız
da bundan kaynaklanır.
İnsanların
strese karşı verdikleri tepki
diğerlerinden farklı olabilir.
Kiminin gülüp geçebileceği
bir durumu siz ağır bir travmaya
dönüştürebilirsiniz. Sizin yapmanız
gerekense dayanıklılık eşiğinizi
adım adım
yukarı çıkarmak ve sonunda o olaya
gülüp geçen kişi kadar kayıtsız
olabilmek.
Yaşamda
en büyük travmaları hiç şüphesiz
ergenlik dönemimizde yaşamışızdır.
Eğer filmi geri sarıp o anlara
bakacak olursak yaptıklarımıza
nasıl da gülüp geçeriz. Ama bir
de o sorunlarla ilk kez karşılaştığınızda
bocalayan kendinizi düşünün. İşte
bu da özgüvenin önemini bize bir
kere daha gösteriyor. İleriki
yaşlarda reddedilmeyi kolaylıkla
kaldırabiliriz ama ilk ilişkide
reddedilmiş olmak tam bir yıkımdır
bizim için. Hayat bir anda kararıverir.
Hiçbir şeyden zevk almayız. Kendimizi
değersiz ve zavallı hissederiz.
Şunu unutmamalısınız ki ergenlikte
her şeyin üstesinden kolayca gelebilen
insanların aynı başarıyı sonraki
yaşamlarında da göstereceklerinin
garantisi yoktur.
Özgüven
eksikliğini tetikleyen bir diğer
olay da başarısızlıktır. Okulda,
işte, sosyal hayatta başarısızlığa
uğrayabiliriz. Bu her zaman mümkün.
Ama bunun için boş yere kendimizi
suçlamak ve sıkıntıya sokmak gereksiz.
Başarısızlığın, mutlaka mantıklı
bir gerekçesi vardır. Eğer sınavda
başarısız olduysanız bu siz aptal
olduğunuzdan değil, yeterince
çalışmadığınız içindir. Sizin
yerinize iş arkadaşınızı mı sunum
için uygun gördüler. Belki de
arkadaşınız bu konuda daha fazla
çaba harcadı ve iş verenlerini
etkiledi. Ya da gerçekten arkadaşınızı
kayırıyorlar! Ne olursa olsun
başarısızlık hayal kırıklığı yaratır.
Önemli olan sizin gibi herkesin
başarısızlığa uğrayabileceğini
hatırlamak ve en kısa sürede kendimizi
o işin üstesinden gelebilecek
düzeye getirmek için uğraşmak
olmalıdır.
Hiçbir
şey yokken böylesi takıntılar
yaşamak insanı bunalıma sürükler.
Hep kendi kendimize sorarız. 'Neden
ben?' Şunu unutmayın ki her şey
insan içindir. Bizler etrafımızdaki
şeylere tepki veren yaratıklarız
ve beynimiz asla mükemmel değil.
Sizse asla diğerlerinden daha
fazla tuhaf değilsiniz. Her şey
bir gün biter, sorunlar da. Zamanın
en büyük ilaç olduğunu unutmayın.
|