| Sevişme
aşkın ve sevginin bir anlatım yoludur.
Aşk ise insan doğasının öyle derin
ve coşkulu bir yönüdür ki hiçbirimiz
bunun ölçülü, planlanmış ve duygudan
yoksun teknikler gerektirdiğini
düşünmekten hoşlanmayız. Neyi ve
nasıl yapacağımızı zamanı gelince
yaparız diye düşünürüz. Ama cinsel
ilişki ve sevişme farklı şeylerdir.
Cinsel ilişki yalnızca cinsel organların
etkinliği değildir. Sevişmedeyse
tüm bedenimiz, zihnimiz ve duygularımız
işin içine girer. İlişkiden önce
yapılan her şeye sevişme
denir; ancak bu, ilişkiden sonra
da sürdüğüne göre olayın tümüne
sevişme demek daha yerinde olur.
Yalnızca
cinsel ilişkiyle yetinebilseydik,
uyumlu ilişkiler kurmak, kendimizi
ve başkalarını anlamak için çaba
harcamazdık. Cinsel ilişki yeterli
değildir. Dokunmak, öpmek, sarılmak,
partnerimizi memnun etmek, onunla
oynamak isteriz. İtici olmayan ve
acı vermeyen her şey geçerlidir.
(Sado-mazoşist
uygulamalar da aşırıya kaçmamak
ve her iki tarafın uygun görmesi
koşuluyla son derece keyif verici
olabilir.) Sevişme olayı, sevişme
fikriyle başlar. Bu güzel, dostça
bir düşüncedir. Her iki taraf bu
havayı sezdiğinde birbirlerine heyecanla
tepki gösterirler, bu heyecan insanları
güzelleştirir. Sevişmenin önemli
bir öğesi kışkırtmaktır.
Sevişmeyi düşünen eşler birbirlerini
farkında olmadan kışkırtırlar. Göz
göze gelinen, el ele tutuşulan bu
anlar sevişmenin romantik başlangıcıdır;
düş gücü cinsel isteği kamçılar.
Sözcükler
de sevişmenin bir parçasıdır ve
sözcükleri kullanarak erkek arkadaşımızın
da isteklerine saygı göstermeyi,
yani sevginin en önemli kurallarından
birini öğreniriz. Normal zamanda
kullanmadıkları sözcükleri duyduğunda
ya da söylediğinde cinsel heyecan
duyan pek çok insan vardır. Bunlar
kötü diye nitelediğimiz sözcükler
olabileceği gibi yumuşak, okşayıcı
sözler de olabilir. Eğer bunlar
kolay akla gelen, başkalarının yanında
söylenmeyen ve partnerimizin duymak
istediği sözlerse düşündüğümüzü
söylemememiz için bir neden yoktur.
Ancak bizi mutsuz ya da tedirgin
edecek şeyleri yapmamalıyız. Yine
de sevişme konusunda ister sözle
ister hareketle olsun bugün düşünmek
bile istemediğimiz bazı şeyleri,
yarın yapmak için can atabiliriz.
Göz zevkinin de sevişmede payı vardır,
ama aceleye getirilmemelidir. Sevgilinin
görevi çabucak bir aşk dersi vermek
değil, iki ayrı insanın bu buluşması
sürecinde bazı şeyleri çıkarmak,
öğrenmek ve göstermektir. İki erkeğin
uzun yıllar beraber olmalarına rağmen
birbirlerinin bedenlerini yeniden
keşfetmek ve görmekten zevk alması
son derece olağandır. Alınan bu
zevk karşılıklıysa sevişmenin bir
parçası sayılır.
Cinsel
ilişki hemen her yerde gerçekleşebilir
ama sevişmek için rahat ve sıcak
bir ortam gereklidir. Önümüze bir
yemek konduğunu ama bunu masanın
altında yemek zorunda olduğumuzu
düşünelim, o zaman duygusal zevk
alınan bir olayda ortamın ne derece
önem kazandığını daha iyi anlarız.
(Tabii araba, asansör, ya da açık
alan gibi fantezilerin uygulanması
her zaman mümkündür.) Nasıl ki pikniklerde
yemek saatlerine uymanın ayrı bir
zevki olursa sevişilen ortamın değiştirilmesi
de sevişmeye renk katacaktır.
Ellerimiz
en hareketli ve becerikli organlarımızdır
ama dokunabilen ağzımız ve tat alabilen
dilimiz de vardır. Sevişme sırasında
kullanılan ve zevk alan organlarımız
karşımızdakine de zevk verirler;
okşar, öper, tadına varırlar. Sevişme
hızlanıp ilişkiye yaklaştıkça dokunmanın
ısrarlı ve yoğun bir hal alması
normaldir ve zevk de verir; öpüşme
hafif ısırmalara, dokunmalar ve
çimdiklemelere ya da tırmalamaya
dönüşür. Bu her iki tarafın da hoşuna
gidiyor, onları ilişki ve doyuma
yöneltiyorsa kötü bir şey değildir.
Bazen ilişki olmaksızın, ilişki
sırasında doyuma ulaşılabilir.
Bedenimizin
belirli bölgeleri dokunmaya karşı
aşırı duyarlıdır; dokunulduğunda
ürperen ve heyecanlandıran bu bölgelere
cinsel heyecan veren (erojen)
bölgeler denir. Aslında ilk
erojen
bölge, sevişme düşüncesinin uyanmaya
başladığı zihindir. Erojen
bölgeler herkeste değişir. Örneğin,
erkeklerin çoğu meme uçlarının ellenmesi
ve öpülmesinden zevk alır. Partnerimizde
cinsel heyecan veren bölgeleri bulmak
sevişme oyununda çok önemli bir
hamledir. Sırtın bel kısmı, ense,
kulak, kulak memesi, bacakların
iç kısmı ve akla gelebilecek
öteki bölgeler cinsel heyecan verebilir.
Meme ucu gibi dikleşebilir dokulardan
oluşan bazı bölgeler sevgilinin
değişiyle sertleşirler. Başka bazı
bölgelerin cinsel heyecan vermesinin
geçmişe dayanan psikolojik nedenleri
olabilir. Örneğin bazı erkekleri,
saçlarının taranması ya da parmaklarının
emilmesi heyecanlandırır.
Sevişme
sırasında en çok heyecanlandıran
bölge, şüphesiz cinsel organımızdır.
Sevişirken penise dokunulması son
derece etkili bir harekettir. Erkek
bedeninin bu bölgesinde o kadar
çok sinir ucu vardır ki buraya dokunulması
erkeği doyumda zevk dalgalarının
doruğuna çıkarır. Penis başının
iki santim aşağısı erkeklerin en
duyarlı bölgeleridir. Kadının vajinasına
karşılık gelen anüse dokunmak
ve öpmek de aynı derecede erkeğe
büyük heyecan verir. Çiftler, sevişirken
birbirlerine dokunmalarının ne derece
sert ya da yumuşak olmasını yeğlediklerini
belirtebilirler. Cinsel organın
ağızla uyarılması doyumla sonuçlanabilir.
Sevişme
sırasında bedenlerimiz yükselen
heyecan düzeylerinden geçerek
doyuma hazırlanır ve yaklaşır. Soluklar
sıklaşır, nabız yükselir ve anlamlı
sözcükler söylemek zorlaşır. Sevişmek
ilişki sırasında da sürebilir. Seçilen
pozisyona göre çiftler birbirlerinin
bedenlerini hala okşayıp öpebilirler.
Bazı erkekler skrotumlarına (yumurtalık) dokunulmasından zevk alırlar. İki
tarafı da memnun eden hiçbir şey
yanlış değildir.
Başarılı
sevişmenin yalnızca teknikten ibaret
olmadığını seksin en son evresi
kanıtlar. Bu, ilişkiden sonrasıdır.
Artık heyecanlanmak ve heyecanlandırmak
için bir neden yoktur, ama yaptıklarının
bilincindeyseler sevişerek buluşmuş
bu iki beden hemen ayrılıp uykuya
dalmaz. Seksin son aşamasında saf
ve yumuşak bir sevgi vardır. Israrlı
ve sert olmayan yumuşak öpücükler
ve belki daha önce konuşulmamış
birkaç sözle bu süre değerlendirilir.
|