GAY GAYE
Gay Arkadaş, Aşka Dair, Gerçek Gay Hikayeleri, Cinsel Ürünler, Erotik Galeriler...
Gay Olmak?
    Sosyal yaşamın içinde gay olarak var olabilmenin güçlükleri. Eşcinsel kimdir, nedir? Bilinmeyen yönleriyle eşcinsellik.
Odak Noktası
    Basının gözüyle eşcinselliğe bakış. Ünlüler eşcinsellik hakkında ne düşünüyorlar? Tarafsız bir sunumla, iyiler ve kötüler.
Sorunlar ve Çözümler
    Kalabalıkların içinde kaybolmuşluk. Açığa çıkarılamayan bastırılmış duygular. Başkalarına anlatamadığınız sorunlarınıza ışık tutuyoruz.
Gay Hikaye
    Her hikaye ile göz ardı edilen eşcinsellerin üstü kapalı yaşamlarının üzerindeki perdeyi kaldırıyoruz. Tutku, aşk ve heyecan dolu gizemli yaşamlardan gerçek eşcinsel hikayeleri.
Gay/Lezbiyen Arkadaş Arama
    Gay/lezbiyen arkadaş arıyorum diyenler. Artık yalnızlığınızı kendinizle paylaşmak zorunda değilsiniz. Türkiye'nin her yerinden, hatta dünyadan kendinize uygun bir gay/lezbiyen arkadaş bulacaksınız.
Gay Gaye Forum
İtiraf Ediyorum
Kolay Alışveriş
 
 
 
 
GAY OLMAK?

Hatırlıyorum. Çocukluğumda seyretmiştim. İlk kez o filmle anlamıştım dünyanın pek de mükemmel bir yer olmadığını. Bütün bunlar gerçek olabilir miydi? Hayır, sebep sadece deri renginin farklı olmasından kaynaklanıyor olamazdı. Derinlerde; çok daha karanlık, çok daha kuytu bir yerde gezinen kötücül düşünceler buna neden olabilirdi. Spielberg'ün 'Mor Yıllar' filminden bahsediyorum şüphesiz.

Daha o zamandan o filmle Afrika kökenli insanlara kanım kaynamış, onlarla özdeşim kurmuştum, herkes gibi. Çünkü ezilenler zencilerdi. Yok sayılan, horlanan, sırf diğerleri gibi olmadıkları için toplumdan biçerdöverle geçer gibi üzerlerinden geçilip yok edilen zenciler. Sinema salonunda bütün beyazlar gözyaşı döküyordu hiç tanımadıkları, hiç bilmedikleri bu 'kara yabancılar' için. Osmanlı'ya pek yabancı olmasa da siyahi literatürü, şimdiki Türk halkına pek yabancıdır. Sokakta bir zenci görseler herkesin dönüp "Aaa, bak Arap!" diye işaret edeceği siyahiler birden bire can dostumuz, kan kardeşimiz, mücadele yandaşımız oluvermiştir birkaç film makarası boyunca.

Film biter. Işıklar yanar. Herkes bir an önce sinemadan çıkabilmenin heyecanıyla harekete geçer. Zenciler çoktan unutulmuştur. Belki evde bekleyen dırdırcı bir kadının ya da 'bu saate kadar neredeydin?' diyecek bir annenin telaşına düşmüştür yorgun zihinler.

Ama benim aklım hala zencilerdedir. Ne olmuştur da o zenciler beyazlar tarafından cayır cayır yanmaktan kurtulmuşlardır? Nasıl bir mücadele vermişlerdir de kendilerini dışlayan topluma kabul ettirebilmişlerdir?

Uzun zaman bunu düşünüp durdum. Aslında kimse zencileri önemsememişti. İzleyiciler sadece birkaç film karakterinin acısına ortak olmuş sonra da, hep olduğu gibi, unutup gitmişlerdi. Neden bir zenciyi dert etsinlerdi ki?.. Çünkü ne kendileri öyleydi, ne kapı komşuları, ne en yakın akrabaları.

Yıllar geçti. Giderek kendimi tanımaya ve anlamaya başladıkça bir çelişkiler cehenneminin içinde olduğumun farkına vardım. Ben, git gide toplumun bucak bucak kaçtığı, en derin korkularının kaynağı olan, arkadaş sohbetlerinde sesler kısılarak ya da aşağılayıcı alaylarla bahsedilen bir 'şey'e dönüşmüştüm. Aslında fiziksel bir dönüşüm değildi bu. Ben zaten baştan beri öyleydim. Bu dönüşüm, sadece kendimi anlamam, kabullenmeye çalışmam ve toplumda bu kimlikle ayakta durabilmemle ilgiliydi.

Gün gelip de kozamdan bir eşcinsel olarak çıktığımda da dönüşümüm tamamlanmıştı. Artık biliyordum. Ben bir zenciydim. Sırf zenci olduğum için dışlanıyor, toplum bilincinde yok sayılıyordum. Ya onlar gibi susmam ya da kendimi kabullendirebilmek için sesimi yükseltmem gerekiyordu. Ama zencilerden farklı olarak ben yalnızdım. Çünkü birlik olabileceğim, derdimi duyurabileceğim eşcinseller yok yanımda. Gizli kimlikleriyle kapalı kapılar ardında bir hayat sürdürmenin kolaycılığına kapılıyorlar. 'Bana dokunmayan bin yıl yaşasın' misali saklanmayı ve kendilerine yapılanları sineye çekmeyi yeğliyorlar.

Ama susmak bana yenilgiyi kabul etmek gibi gelmiştir her zaman. Yaşam boyu hep sustum. Hep uslu çocuk oldum. Sınıfın en sessizi oldum. Saygılı ve efendi çocuktum. Fakat elime ne geçti? Hiçbir şey.

Belki de hala susuyorum. Bir zenci köle gibi, bana yürümem için izin verilen koridor köşelerindeki gölgelerden ilerleyebiliyorum. Hayatın içinde yokmuş gibi davranıyorum. Bir bakıma onu reddediyor, gizliden gizliye kaçıyorum. Kendimden saklanıyorum. Ama nereye kadar. Okul sıralarındayken aşağılandığım günleri ne zaman unutabileceğim. Bana yapılan dışlayıcı eziyetleri nasıl kafamdan silip atabileceğim. Bir gece ansızın uyandığımda, bu soğuk hatıraların siluetleri gözümün önünde dans etmekten vazgeçecek mi?

Bunların hesabını kim verecek?

Eşcinselliği toptan reddedenler mi yoksa hala insan olduklarını iddia edenler mi?

YAZARA EMAIL GÖNDER
DİĞER BAŞLIKLAR
. SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL BİR YAZI
. PANZEHİR
. PERDE KAPANSIN
. EŞCİNSEL OLMANIN EZİYETİ
. KAPI HALA KAPALI
. GÜÇ OLAN YALNIZ OLABİLMEKTİR
. SUSKUNLUĞUN BEDELİ
. EN DOĞALINDAN GAYLER
. AŞIK OLMAK BÖYLE BİR ŞEY MİDİR?
   
 
GayGaye.com © 2004
Gay Arkadaşlık Sitesi ve Türk Eşcinsel Kültürü