| İsyan
etmek gelmiyor mu içinizden? Nereye kadar bu
sessizliğin sonu?
Eşcinsellerin
hep toplumun dışında kalmasının, insanların
bizi kendilerinden farklı, hatta sınıf dışı
olarak görmelerinin temelinde bu gizliliğin
yatıyor olduğunu düşünüyorum.
"Eşcinselliğimi
kimsenin haberi olmadan yaşayayım. Ne benim
başım ağrısın, ne de başkalarının."
Aslında
bu kolaycılık felsefesinin bedelini ödüyoruz.
Hem de çok ağır bir şekilde. Önceleri kölelerin,
sonra zencilerin vs. yüzyıllar boyunca hep horlanan
kesimin bir şekilde kendilerini toplum önünde
kabul ettirebilmeleri için mücadele etmeleri,
seslerini duyurabilmeleri gerekmiş. Kadınların
yasal yaptırımlardan yararlanmalarının üzerinden
daha bir asır bile geçmedi. Ama bir şekilde bir yere gelindi. Peki ya ülkemizde
eşcinselliğin hala kronik bir tabu olmasının
sebebi eşcinsellerin bu kayıtsızlığında yatmıyor
mu?
Evet,
eşcinsellik tüm dünyada bir tabu. Ama bu bizim
sessiz kalmamız için bir bahane değil.
Hollanda, Danimarka gibi belli başlı Avrupa
ülkelerinde eşcinsellerin anayasal
birçok hakkı var. En başta evlenme özgürlüğüne
sahipler. Amerika'da binlerce gay kulübü, onlara özel oteller, eğlence yerleri vs. var.
IBM gibi dünya devi şirketler
sırf eşcinsellere yönelik reklam kampanyaları
yapıyorlar. (En azından George Michael'ın
klipleri sansürsüz yayınlanıyor orada!) Bu bile
dünyanın eşcinsellere bakış açısının değiştiğinin
göstergesi değil mi?
Ya
bizde? Evet, internette
birçok özgürlüğe sahibiz (ya da öyle görünüyoruz).
Ama dışarı çıktığımızda işler değişiyor. Toplumun
yarısından çoğu bizi hastalıklı olarak görüyor.
Anketlerde çıkan sonuçlara göre insanlar hala
çifte standartla yaklaşıyorlar:
"Bana
bulaşmadığı sürece komşumun eşcinsel olmasında
sakınca yok."
Bir
başkası:
"Allah'ın
kitabında bile onlara yer yok, gitsin tedavi
olsunlar."
Ya
da daha hafif gibi görünen bir anket yorumu:
"Arkadaşımın
eşcinsel olması eğlenceli olabilirdi."
Belki
bu sonuncuda bir problem yok gibi görünüyor.
Ama hayır. Aslında burada da bir ayrımcılık
var. Eşcinsel arkadaşım olsun derken hala bizi
kendilerinden ayrı bir yerde tutuyorlar. Olsun
ama sırf eğlence olsun. Bakarım ne yapar, ne
yer, ne içer bu eşcinseller diyor kişi. Sonra
onu iplemem gibisinden davranıyor. Bir maskara
ya da ucube gibi.
Hepimiz
an gelip yaşamışızdır. Birine, en yakınımıza
açılma ihtiyacını. Ne soğuk terler dökeriz.
Geceler boyu gözümüze uyku girmez. Hep kafamızda
olabileceklerin bir listesini yapar, gece boyu
kurar, kurar ve kurarız. Sonra da söyleyiveririz:
"Ben eşcinselim."
Arkadaşımızın
vereceği tepki tam bir sürprizdir. Hiçbir öngörüye
müsaade etmeyen bir durum söz konusudur. Belki
en mantıklı, en uygar görünen biri bile negatif
tepki verebilir ya da tam tersi.
Sonuçta
olan nedir? Siz eşcinselsinizdir. O da kadın
ya da erkek. İşte bu! Daha ne olabilir ki?
Ama
anne ve babalarımızın (ve onların anne babalarının)
bilincimize ektiği tabular bizimle birlikte
büyür. Kendi kendimizi kabullenmemiz bile kolay
kolay olmadığına göre
karşımızdakilere de hak vermek gerek biraz da.
Aslında ben de hala tam kabullenebilmiş değilim.
Çünkü aynı "olmazlar, yasaklar, kötü diye nitelenen
şeyler" benimde beynime ekildi. Onları bir çırpıda
silivermek hiç ama hiç kolay değil. Hele bir
toplumu değiştirmek daha da zor.
Eşcinsel
olduğunu düşündüğümüz sanatçılar bile "eşcinselliği
yererek" kendilerini temize çıkardıklarında
işin vahameti daha da ortaya çıkıyor. Çünkü
adam "ben eşcinsel değilim ama onlara da
saygım var," derse gene açık bir kapı bırakacak
kafalarda. Gerçi böyle söyleyenler de oldu.
Sağ olsunlar.
Bir
de tabii işin diğer bir yanı var. Sonuçta bunun
adına sanatçının namını kirletmek (!)
için yapılan komplo diyorlar. Yani
eşcinsel sıfatı bir aşağılama, küçük düşürücü
bir statü sayılıyor. Eh, daha ne diyeyim bilmiyorum.
Böyle anlarda "Ben sapına kadar erkeğim,
biz gelmeyiz öyle sakat işlere, benim karım
var... (bu ülkedeki eşcinsellerin büyük çoğunluğunun
evli ve çocuklu olduğunu bilmiyor, yazık)"
edebiyatı yapan erkek (!) sanatçılar karşısında
sinirleriniz gerilmiyor mu?
Anneme
durumumu açıklamayı çoktandır düşünüyorum. Ama
onun zaman zaman eşcinsellik
üzerine yaptığı önyargılı yorumları duydukça
bundan vazgeçiyorum. Hala çelişkide, ince bir
köprünün üstündeyim. Gerçi anneme anlattıktan
sonra ne olacak diye düşünüyorum. Daha onunla
başka şeylerimi bile doğru düzgün paylaşamazken
eşcinsel olduğumu açıklayışımın ne anlamı olacak
sanki.
Suskunluk.
Suskunluk.
Bunun
sonu yok. Hala sokaklarda kendini feminen
davranışlarla belli edenler ve ekranda boy gösteren
sanatçılar dışında eşcinsel yok sanılıyor bu
ülkede. Çünkü öbürleri susuyorlar. Biliyorum,
eczanedeki bekar adam, tarih öğretmenim, kafede
şiirler yazan çocuk, bilmem ne dergisinin yazarı.
Hepsi eşcinsel. Ama onlar konuşmaya başladıklarında
bir şeyler değişecek.
Ya
da kendimiz konuşma cesaretini gösterebilirsek.
|