| Gay
hareketleri tüm dünyada hızını artırmasına rağmen
Türkiye'deki manzara hala aynı yerlerde sayıyormuşuz
izlenimi vermekten öteye geçmiyor. Eşcinsellerin
bir çoğu, özellikle üst gelir grubuna dahil olanlar
kimliklerini gizlemeyi tercih ediyorlar. Gay olduğu
ya da bu tarz yaşamı benimsediği bilinen kişiler
gay olduklarını açıklamaktan kaçınıyorlar. Bu kapalılığa
rağmen toplumun diğer kesimlerinden daha fazla para
kazanan, daha iyi bir yaşam tarzına sahip gay grupları
var ve bu insanlar çalıştıkları işlerde de artık
bu kimlikleriyle kabul görüyor.
Batı'da ise bu kabul görme daha
ileri boyularda. Bu anlamda maço kültürünün çoktan
saf dışı kaldığı bile söylenebilir. Bunun en önemli
göstergesi heteroseksüel erkeklerde görülen büyük
değişim, efemineleşme ya günümüz tabiriyle metroseksüelleşme;
kıyafetten aksesuara her alanda kadın modasına
yaklaşma. Beyaz dizi romanlarından fışkırma, Akdeniz
tipli, tuttuğunu koparan sert erkeklere pek rağbet
etmiyor artık kadınlar.
Peki gayler hakkında her şey tam
olarak biliniyor mu acaba? "Homojen" bir gay kültüründen
söz edilebilir mi? Durum sandığınız gibi değil,
çünkü gayler de kendi aralarında kategorilere
ayrılıyor.
Gaylerin giyim tarzı, stilleri
konusunda basında her geçen gün bir yazı çıkıyor.
Çoğunlukla da bu yazıların hepsi gaylerin ana
karnından stil içeren bir genle doğduğu imajıyla
yüklü; bu nedenle çoğu insan gaylerin daima mükemmel
göründüğünü, şık ve modaya uygun evlerde oturduğunu
ve bedenleri için öldüğünü sanıyor. Medyanın en
homofobik bölümü bile şuna inanıyor gibi: Bütün
gayler Rupert Everett görünümüne, Jean Paul Gaultier
ya da Versace'nin moda zevkine, Elton John'un
esprili kişiliğine sahip. Oysa son veriler bile
bu genellemenin ne denli önyargılı olduğunu kanıtlıyor.
Onların da doğal olarak farklı özellikleri hayata
dair zevkleri var.
Elbette zenginlikten nasibini
almış, jimnastik takıntılı, yıl boyunca bronz
gezen, gelir düzeyi yüksek gayler var ama onlar
çoğunluğu oluşturmuyorlar.
70'li yıllarda gaylerin topluluk
halinde gezdikleri, klonlanmış gibi birbirlerine
benzedikleri sanılırdı. 2000'lere gelindiğinde
bu düşüncenin önyargıdan başka bir şey olmadığı
anlaşıldı. "Stil sahibi" stereotip bir gay kategorisi
olmakla birlikte birçok gay klanı var ve bu klanların
çoğu hayli keskin çizgilerle birbirinden ayrılıyor.
Öyle de ya da böyle gayleri belirli
kategoriler altına almak mümkün görünüyor. Tabii
bu sadece bir yaklaşım ve fazla ciddiye almamakta
da fayda var.
ORTA SINIF GAYLER:
NASIL
TANIRSINIZ: Bu grubun mensubu gayler
öncelikle kaliteli kravatları ve gömleklerinden
tanınır. Alışveriş ettikleri dükkanlar Thomas
Pink, Hackett ya da Bağdat Caddesi'nin, Nişantaşı'nın
en şık dükkanlarıdır.Top Shop, David People favorileridir.
Ayakkabı seçimlerinde Elle, tartışmasız bir numaradır.
Hafta sonlarında Ralph Lauren giymeyi tercih ederler.
Kalite ve şık olmayan hiçbir şey giymezler ve
biraz fazla titiz olmaya eğilimlidirler. Hafta
sonları gazete almaya giderken bile kağıt gibi
ütülü tişörtler giyerler. Onları sandalet, terlik
giyerken görmeniz imkansızdır. Yine likralı pantolonun
yanına yaklaşmazlar, spor ayakkabılarla araları
da hiç iyi değildir.
TİPİK MESLEKLERİ:
Pazarlama, bankacılık, hukuk; yıllık geliri hayli
yüksek olan bütün meslekler. Diş hekimliği ve
sosyal hizmetlerin yüksek klasmanındaki görevler
de onlara göredir. Çoğunun başarıyla yönettiği
şirketleri vardır. Çoğu zamanlarını işte geçirirler.
BOŞ
ZAMANLARINDA: Orta sınıf kökenlerini
gizleyecek her şeyi yaparlar. Kırda hafta sonunu
geçirmeye bayılırlar. Bazen ava çıkarlar ve mutlaka
özel av ceketleri giyerler. Bir unvan sahibi olmak
için her şeyi yapabilirler! Kentte kaldıklarında
operaya gider, bahçeyle uğraşır, antika satın
alır, mümkünse yabancı hizmetkar tutarlar.
SANAT AŞIĞI GAYLER:
NASIL
TANIRSINIZ: Onları sinemada ya da tiyatro
da görürsünüz. Büyük bir kültür sanat takıntıları
vardır. Ama eski şovlara itibar etmezler. Beyoğlu'nun
"saf kültür" kokan mekanları, CRR, Babylon programları
ve elbette bilimum sanat festivalleri onlardan
sorulur. Müzikaller, galalar. Yaşları biraz geçkindir
ama onlar hala 40 yaş civarının etkinliklerine
takıntılıdırlar. Çoğu zaman kültür sanat faaliyetlerine
kendilerinden daha geçkin kadın arkadaşlarıyla
giderler. Antraktlarda bol bol sanat eleştirisi
yapar, oyuncuları çekiştirirler. Blazer ceket
giyer, kravat takarlar. Hayli şık görünürler.
Saçları bakımlıdır ama asla moda kesim değildir;
Hugh Grant kesimi ya da hafifçe kırlaşmış bukleler
revaçtadır. Biraz kilolu olmaya eğilimlidirler,
akşam yemeklerini gurme restoranlarda yemeye bayılırlar.
TİPİK
MESLEKLERİ: Politikacılar, restoran sahipleri
bu gruptadır. Bir de eğlence endüstrisinin çeşitli
alanlarında çalışırlar.
BOŞ
ZAMANLARINDA: Doğal olarak kültür sanat
faaliyetleri, özellikle de tiyatro. Bir de nefis
akşam yemekleri. Bütün sorulara aynı mırıltı,
inleme tonunda cevap verirler. "Galiba hava yarın
güneşli olacak," derken bile 18. yüzyıl şatolarında
ömrünü tüketmeye çalışan bir lady'nin edasıyla
mırıldanırlar. Hollywood filmlerine düşkündürler;
"kokarcaların doğal yaşamını koruma" derneklerinin
baş üyeleri de onlardır.
|