Gerçek Gay/Lezbiyen Hikayeleri
Ana Sayfa
Gay Olmak?
Odak Noktası
Sorunlar ve Çözümler
Gerçek Hikaye
Astro-Aşk
Forum
Arkadaş Arama
İtiraf Ediyorum
 Gay Resimleri
 Gay/Lezbiyen Videoları
 
     
            
GAY HİKAYE

ONA SELAM SÖYLEYİN

Sıkıca sarılmıştık, kopamıyorduk birbirimizden, çözemiyorduk ellerimizi ayrılmak istemiyorduk. Dakikalar aşkımıza inat edercesine hızla geçiyor buna engel olamıyorduk. Bir hava alanının tuvaletinde, pis kokular arasında gideriyorduk gelecekteki özlemlerimizi. Çünkü toplum bize ancak kuytu köşelerde sevişmeyi layık görüyordu. İçeri girmeye gelenlerin ayak sesleri bizim ayrılığımız oluyor, soluğumuzu kesiyordu.

Hayatımın adamı dakikalar sonra ayrılacaktı yanımdan, havalanacaktı gökyüzüne aylar sonra gelmek üzere. Belki de hiçbir zaman dönmemek üzere. Ölümcül bir hastalığın pençesindeki sevdiğim iyileşmeye gidiyordu ve hayat bana onun yanında olma fırsatı vermiyordu. Gitme diyesim geliyor git diyordum, iyileş ve gel daha demleyip yudumlayacağımız çaylar, konuşup atacağımız kahkalar var. Canımsın diyordum, aşkım, birtanem, bebeğim, erkeğim bu dünyadaki tutulacak dalım, ruh eşim. Geç bulduğum bu aşkı adı kanser denilen bir hastalıkla kurban etmemeliydim ama elimden hiçbir şey gelmiyordu. Bir zamanlar kalbime yerleşen kederin yerini şimdi çaresizlik almıştı. Tekrar o yalnız günlerdeki gibi ümit etmek düşüyordu bana.

Ağlamaktan kızarmış gözlerim kan çanağına dönmüştü. Moral verip "yapacaksın, başaracaksın sen nelere göğüs gerdin bunu da alt edeceksin" diyordum. Ben ağladıkça onun gözleri doluyor, kendini kasıyordu. O benden güçlüydü, "ağlama ne olur" diyordu, ben tamam dedikçe göz yaşlarım sözüme aldırış etmiyordu. Hapşırmak gibi durdurlamıyor, engellenmiyordu. Dakikalar sonra bu matemli havayı atmak için yalandan gülmeye, neşeli tavırlar sergilemeye başladım.

"Bana söz ver doktorlar ne diyor, ne istiyorsa yapacaksın. O umursamaz tavrını atıp yaşama bağlanacaksın. Ve beni her hatırladığında eline bir kağıt kalem alıp yaşadıklarını, duygularını yazacaksın. Onların hepsini senden dönünce alacağım tamam mı?" Söylediğim hiçbir şeye cevap vermiyor, kafasını sallıyordu bazen sessizce olur diyordu, yere bakarak. Utangaç bir çocuk gibiydi.

Uçuş anonsu ile gitme vakti geldi, yere diktiği bakışlarını bana çevirdi, elimden tutup o pis kokular içinden çıkararak herkesin içine soktu aşkımızı. Hep sakladığımız sevgimiz artık ulu orta yaşansın istiyor benim gibi ve ilk defa insanlar içinde elimi tutmuştu. Atılan bakışlara aldırmadan yürüyorduk. Bu sahne hiç bitmesin istiyordum. Durdu, bana dönüp gitmesem olmaz mı dedi. Başımı iki yana sallayarak cevabımı netçe verdim.

"Peki" dedi, "senin için gidip o lanet hastalığı yenip tüm gücümle karşına geçeceğim, bekle beni." Tekrar gözlerim doldu titrek sesimle: "bak fırsat buldukça arayacaksın, tamam mı?"

Saatlerce ağlamamakta direnen gözleri akan ilk gözyaşlarını göstermişti sonunda. İnsanların bakışları döver gibiydi, rahatsız olukları her hallerinden belliydi. "Seni seviyorum" deyip son kez sarıldı ben de "seni..." dedim. Ve koşar adım uzaklaştı yanımdan. Gözden kaybolana dek izledim onu. Arkasını döner bakar dedim. Bakmadı. Bana düşen geleceği güne dek onu beklemekti çaresizce.

Onu bana hatırlatan her şey artık selam söyleyecekti ona. Her çocuk gülümsemesi, her kuş, her uçak. Eve gelip ağlarken hıçkıra hıçkıra selam olsun dedim ona.

1/2
 
 
     
 
GayGaye.com