GAY GAYE
Kültür-Sanat - Biyografiler, edebiyat üzerine yazılar, ünlü yazarlardan kısa öyküler ve sanata dair...
Gay Olmak?
    Sosyal yaşamın içinde gay olarak var olabilmenin güçlükleri. Eşcinsel kimdir, nedir? Bilinmeyen yönleriyle eşcinsellik.
Odak Noktası
    Basının gözüyle eşcinselliğe bakış. Ünlüler eşcinsellik hakkında ne düşünüyorlar? Tarafsız bir sunumla, iyiler ve kötüler.
Sorunlar ve Çözümler
    Kalabalıkların içinde kaybolmuşluk. Açığa çıkarılamayan bastırılmış duygular. Başkalarına anlatamadığınız sorunlarınıza ışık tutuyoruz.
Gay Hikaye
    Her hikaye ile göz ardı edilen eşcinsellerin üstü kapalı yaşamlarının üzerindeki perdeyi kaldırıyoruz. Tutku, aşk ve heyecan dolu gizemli yaşamlardan gerçek eşcinsel hikayeleri.
Gay/Lezbiyen Arkadaş Arama
    Gay/lezbiyen arkadaş arıyorum diyenler. Artık yalnızlığınızı kendinizle paylaşmak zorunda değilsiniz. Türkiye'nin her yerinden, hatta dünyadan kendinize uygun bir gay/lezbiyen arkadaş bulacaksınız.
Gay Gaye Forum
İtiraf Ediyorum
Kolay Alışveriş
 
 
                                 
 
Edebiyat
 
KAMASUTRA: EROTİK EDEBİYAT

Aşk sanatını konu edinmiş kitaplar, özellikle romanlar, ayrıca resimli kitaplar ve anılara erotika adı verilir. En ünlü erotikaların yazarları yaşadıkları çağın cinsel geleneklerini ve sapıklıklarını çok gerçekçi bir görüşle yapıtlarında yansıtmışlardır. Bu gerçekçi tutum suç sayıldığından yapıtları sık sık devlet ve kilise kurumlarınca yasak listeye alınmıştır.

EROTİK EDEBİYATÜnlü, şehevi yapıtları kapsayan ilk ayrıntılı bilgileri 1564'lerde Index Librorum Prohibitorum adlı yasak listeyi açıklayan Katolik Kilisesi'ne borçluyuz.

Şehvet konusunu işleyen bazı kadın yazarlar varsa da bu alanda eser veren erkekler çoğunluktadır. Amerikalı cinsel bilim araştırmacısı Kinsey 15 yıl süreyle yaptığı binlerce araştırma sonunda sadece üç kadın yazarın bu konuyu işlediğini ortaya koymuştu. Kinsey şöyle demişti: "Edebiyatın bu türünde kadın yazarlar erkeğin cinsel gücünü övmektedirler. Kadın kahraman ise erkeğin hayalinde yaşattığı tipte uygun olarak canlandırılmaktadır."

Dünya edebiyatının ilk erotikaları erkeklerin şehevi düşlerini dile getirmekten uzaktı. Eski Yunan ve Romalı aşk yazarları işleyebilecekleri yeterli konuya sahiptiler. Yunanlı Lukian, diyaloglarında erkeğin cinsel isteklerini açıkça tartışmakta, filozofların şehevi davranışlar konusundaki öğretileriyle toplumun zevklerini karşılaştırmaktaydı.

Şehvet konusundaki görüşleri açıkça ilk kez belirleyenler eski Romalı yazarlardır. Milattan sonraki ilk yüzyıllara ait geleneklerin tablosunu Macus Valerius Martial'a borçluyuz. Kendisi üst sınıfın fahişelerini bir katalogda toplamış ve bu aşk hizmetçilerinin gerek değerlerini gerekse davranışlarını incelemiştir.

Kral Neron'un bir çeşit protokolcüsü sayılan Gaius Petronius Arbiter ise Satiricon adlı yapıtında erkekliği olmayan bir kişinin elemini etraflıca anlatmıştır.

Çağın en ünlü şehvet yazarı Ovid'di. Aşk Sanatı adlı yapıtında bir sevgiliyi bulabilmenin, ele geçirebilmenin, ona sahip olup her zaman yanında alıkoyabilmenin yollarını göstermiştir. Aşk Sanatı'nın satışı MS 8. yüzyılda Kral Augustus tarafından yasaklanmıştır. Bu tarihten hemen yarım yüzyıl sonra bir diğer yazar, Vatsyayana aşıkların birbirlerine karşı tutumlarını ve gerçekleştirebilecekleri cinsel zevkleri anlatıyordu. Ovid değerinde bir yazar değil bir filozoftu kendisi. Kamasutra adlı yapıtı bir cinsel aşk kılavuzuydu.

TANRI ŞİVA
Kamasutra'da adı geçen Hindu tanrısı Şiva (Shiva).

Şehevi yazarların yanında aşk sanatına ilişkin resimli kitaplar da yayınlanıyordu. Yunanlı tarih yazarı Plinius açık saçık sahnelerin resimlendiği kupa ve kaplardan içki içmekten zevk alındığını yazar. Çocukların yemek tabaklarına bile anlamlı motifler kazılmıştı.

Japonya'da daha 10. yüzyılda erotik resimli kitaplar vardı. Kibar fahişeler müşterilerini tuhaf cinsel motiflerle süslü değneklerle eğlendirirlerdi. Çin'de de erotik sahneleri yansıtan resimler çok tutuluyordu.

16. yüzyıl yazarlarından biri Çinli kibar bir tüccarın hareketli aşk yaşantısını anlatıyordu: Sapık bir erkeğin başından geçen olayları ve o devrin çeşitli aşk araçlarıyla şehvetli aşk oyunlarını yansıtan Chin-Ping-Mei Çin edebiyatının en ünlü aşk romanıdır.

Yine bu sıralarda Tunuslu Arap bir yazar doğunun cinsel yaşantısına ilişkin görüşlerini yazmış, erkek ve kadınlara aşk sanatıyla ilgili öğütlerle birlikte garip öyküler de sunmuştu. 1850'lerde Şeyh Nefaur'un Yeşeren Bahçeleri adlı yapıtın ilk yanlış ve kötü çevirisi Fransa'ya ulaşmıştı. Ayrıca 1001 Gece Masalları da pek çocuklara göre değildi. Aslında hepsi birer aşk masalıydı.

1001 GECE MASALLARI
Erotik yanı sıklıkla göz ardı edilen 1001 Gece Masalları'ndan popüler bir imge. Alaattin ve sihirli lambası.
TÜRK EDEBİYATINDA CİNSELLİK

Osmanlı öncesi Türk edebiyatındaki cinsellik bahislerinde, cinsel ilişki tekniklerinin anlatımına pek rastlanmaz. Genellikle sevgilinin güzelliği, zarafeti ve baştan çıkarıcılığı konu edilir. Destanlar döneminden başlayarak, 14. yüzyıl Anadolu Türkçesi örneği olan şiirlere kadar bu böyle gider. Kabusname, Türk edebiyatında sevişmeyi konu alan kaynakların en eskilerinden biridir. Ziyaroğulları'ndan Emir Keykavus tarafından Farsça yazılmış ansiklopedik bir eserdir.

Türklerin Kamasutra'sı diyebileceğimiz bahnamelerin yazılması, meşhur Hint eseri kadar eski olmasa da yüzyıllar öncesine dayanır. Türkçe'si "cinsel konulardan bahseden kitap" olan bahnemeler genellikle dönemin ünlü şahısları tarafından kaleme alınmışlardır. Örneğin tanınmış tıp bilgini İbni Sina'dan (980-1037) astronominin babalarından sayılan Nasreddin-i Tusi'ye (1201-1274) kadar, çok sayıda bilgin, bahname kaleme almışlardır. Özellikle Tusi'nin Bahname-i Padişah'ı artık klasik olmuş bir eser.

DECAMERON

En ünlü erotik yapıtlar Giovanni Boccaccio (1313-1375) ile Aretino'ya (1492-1556) aittir. Bu yazarların yapıtları yasaklanıyor, yeniden düzeltilip yayınlanıyor, tekrar yasaklanıyordu. Bu konuyu işleyen sayıca çok az kadın yazardan biri Aretino ile aynı yılda doğan, sonradan Navarra kralı Henri d'Albert'in karısı olan Margarete von Navarra'dır. Margarate von Navarra devrinin kibar kadınları gibi bu konuyla ilgilenmemek yerine yazmayı tercih etmiştir. Ölümünden sonra yayınlanan ve Boccaccio'nun Decameron'undan esinlenilmiş Heptameron adlı yapıtı manastırda geçen olayları yansıtmaktadır. Soylu erkek ve kadınlar birbirlerine o devirde geçerli gelenekleri dile getiren açık saçık hikayeler anlatıyorlardı.

GIOVANNI BOCCACCIO
Ünlü Decameron'un yazarı Giovanni Boccaccio.

Pierre de Bourdille (1540-1614) Şehvetli Kadınların Yaşantısı adlı yapıtıyla erotik edebiyatı halka indirmiş fakat bu tür yayınlar ancak 18. yüzyılda tam anlamıyla halk tarafından benimsenmişti. Bu sıralarda zengin burjuvalar artık erotika koleksiyonu yapıyorlardı. Şehvet Asrı denebilecek bu dönemde cinsellik, Francois Boucher (1703-1770) ve Francisco Goya (1746-1828) gibi ünlü ressamlar tarafından resimlendirilmiş yapıtlarda her yönüyle yaşatılıyordu. Choderlos de Laclos'un 1782'lerde Paris'te yayınlanan Tehlikeli Aşk İlişkileri adlı yapıtı bu aşk devrinin en önemli örneklerinden biridir. Bir eleştiride bu yapıttan "Kişinin düşünebileceği en etkili zehirlerden biri" diye söz edilmektedir. Fransa sarayının şehevi yaşantısını dile getiren Claude Prosper de Crebillon (1707-1777) bu edebiyatı doruk noktasına ulaştırdı. Gerek yazıları, gerekse bunları süsleyen resimler doğu stilindeydi.

Cinsel sapıklık konuları giderek edebiyatta daha çok yer alıyordu. Nicolas Edme Restif (1734-1806) Paris'in ahlak düşkünlüğünü tüm açıklığıyla anlatıyordu. Aynı sıralarda Marquis de Sade kendi yaşantısının benzeri olan cinsel sapkınlık konusundaki ünlü yapıtlarını yazıyordu. Sadizm terimine adını veren Sade ancak kendisi acı çektiği ya da bir başkasına acı çektirdiği zaman zevk alabiliyordu.

Şehvet edebiyatı 19. yüzyılda aşk anılarıyla daha da zenginleşti. Cinsel yaşantının ruhsal sorunlarıyla çok geniş kitlelerin ilgilenmesine karşın aşk konusunda yine de birçok güçlüklerle karşılaşılıyordu. İrlandalı cinsel bilim araştırmacısı Dr. Havelock Ellis hiçbir kadın ya da erkeğin tam normal sayılamayacağı görüşündeydi. Cinsel, Psikolojik Çalışmalar adlı yapıtında cinsel yaşantıda bazı sapıkça davranışların varlığından söz etmekteydi. Ellis, bir bilim insanı olarak cinsel sapıkların yaşantısıyla ilgileniyordu. İlginçtir ki bu ilgi kendisinin de sapıklıkla suçlanmasına yol açmıştı.

20. YÜZYIL EROTİK EDEBİYATI

20. yüzyılda cinsel sorunlar İngiltere'de artık serbestçe tartışılabiliyordu. Bu devirde Ellis aydınlatıcı olarak kabul edildi. Havelock Ellis cinsel sapıklık konusuyla ilgilenirken, Hollandalı hekim ve yazar Theodor Hendrik van de Velde ise normal kişilere evlilik için bazı öğütler vermek istemişti. Antik çağda da şehevi yapıtların bu amaca yönelik olduğu görülür. O çağın yapıtları aşk sanatına bir giriş niteliğindeydiler.

Cinsel bilim araştırmacısı Alfred. C. Kinsey'in incelemeleri Amerikalı kadın ve erkeklerin aşk yaşantısını dile getirmektedir. Bu konuyla yakından ilgilenen William Masters'tır. Masters Raporu çiftlerin cinsel ilişki sırasındaki ruhsal ve fiziksel tepkilerini aktarmaktadır.

Modern şehvet yazarı Henry Miller'ın yapıtlarının birçoğu çeşitli ülkelerde açık saçık olmaları nedeniyle yasaklanmıştır. Miller'ın yapıtları hazırlıksız okurların bazılarını tiksindirici nitelikteyse de (yazarın asıl amacı okuyucuları şaşırtmaktır) cinsel yazıları gerçek edebiyat değeri taşıyan çağımızın en önemli romanları arasında adı geçen kalıcı yapıtlardır. Günümüzde yalnızca erotik kitaplar yayımlayan birçok yayınevi vardır. Örneğin, Olympia Press bunların en ünlüsü olup Nobokov, Miller gibi yazarları dünyaya tanıtmıştır.

YAZARA EMAIL GÖNDER

Derleyen: İpek M. Korkusuz
GayGaye.com Editörü

 
MİNİ EROTİK EDEBİYAT ANSİKLOPEDİSİ:

BAHNAME-İ PADİŞAH (ya da Bahname-i Şahi): İlhanlı hükümdarlarından Gazan Mahmut Han'ın (1271-1304) oğlu Muzaffer, dünyanın en güzel kızlarıyla ilişkide bulunmaktadır ama günün birinde gücünü kaybeder. Tabiple, hükümdarın oğlunu muayenelerden geçirip, üzerinde türlü türlü ilaç denerlerse de çare bulamazlar. Muzaffer artık hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelmiştir. Nasreddin Tusi saraya çağrılır, Muzaffer'in eski "gücüne" kavuşmasının çarelerini içeren hacmi küçük ama yararı büyük bir kitap hazırlaması, cinsel işlevi olan her türlü ilacın formülünü yazması istenir. Asıl işi gökbilimciliği olan Tus'lu bilgin bu konuda yazılmış tüm eski kitapları inceler, kendi dönemindeki uygulamayı da gözden geçirir ve istenen kitabı hazırlayıp saraya sunar. Bahname-i Padişah, yıllarca elden ele dolaşmış ve yazılmasından 300 yıl sonra, Osmanlılar döneminde Farsça'dan Türkçe'ye çevrilmiştir. İlhanlı saraylarındakilerin yanı sıra halk tarafından da sıkça kullanılmıştır.

BİN BİR GECE MASALLARI (Arapça Alf laila Valaila): İslam aşk yaşantısı hakkında geniş bilgi veren bir yapıttır. Bu eserde şiir, hayal gücü, cinsellik, kuruntu ve coşkunluk bir araya gelmiştir. İlk yazılı hali 8. yüzyılın yarısında ortaya çıkmış ve 13. yüzyıldan beri de hiç değiştirilmemiştir. Birçok bilim insanı bu yapıtın Hintçe'den Farsça'ya çevrildiği, aslında Mısır ve Arapça bölümlerin önemsenmesi gerektiği görüşündedir. İlk baskı 1814'te Kalkuta'da; 1825-1838 ve 1842-1843 yıllarında Avrupa'da basılmıştır. Bin bir Gece Masalları bir şiir, bir kültürün tarihi ve aynı zamanda kutsal kitabıdır. Eserin kişilerinde ve yapısında Arapların genel özelliği görülür. Masal, adalar üzerinde kurulu Hindistan'da ve Çin'de hüküm süren padişah Şehriyar'ı anlatır. Şehriyar karısının kölelerle birlikte olduğunu öğrenince hepsinin başını vurdurtur ve bundan böyle her gece bir kızla evlenir, onların bekaretini alır ve sonra da kendi şerefinden emin olmak için kızları öldürtür. Sıra vezirin kızı, Şehrazad'ın Şehriyar ile evlenmesine gelir. Fakat Şehrazad akıllıca bir plan yapar: küçük kız kardeşini de yanına alarak gerdeğe öyle girer. Küçük kız kardeşi  Şehrazad'a der ki: "Tanrı adına senden rica ediyorum, bu gecenin saatlerini kısaltmak için bize bir masal anlat." Padişah da bunu kabul edince çeşitli öykülerden meydana gelmiş, bitmek bilmeyen bin bir gece masalları başlar. Padişah, bu masallarla ona şiirin ne kadar güçlü olduğunu öğreten Şehrazad'ı sever ve hayatını bağışlar.

DECAMERON: Rönesans öncesi Floransalı yazar Giovanni Boccaccio'nun (1313-1375) ünlü yapıtı. Rönesans'ı hazırlayan başlıca yapıtlardan olan ve dünya edebiyatının klasikleri arasında yer alan Decameron açık saçık oluşu ile ün yapmasına karşın aslında çağın gerçeklerini yansıtabildiği için değerlidir. 100 öyküden meydana gelmiş olan Decameron orta çağ sonlarında Avrupa'yı kasıp kavuran veba salgınları sırasında geçer. Yedi güzel kadın ve üç yakışıklı erkek, salgından korunabilmek için kent dışında bir villaya sığınırlar. Burada kaldıkları on günlük süre içinde birbirlerine çeşitli şehvet öyküleri anlatarak vakit geçirirler. 'On gün' anlamına gelen Decameron adı da buradan gelir.

KAMASUTRA: Milattan sonra 250 yılında Mallanaga Vatsyayana tarafından yazılmış, aşk yapmayı öğreten kitabın adıdır. Vatsyayana Kamasutra'yı yazarken şimdi elde bulunmayan, kendinden çok daha eski aşk kitaplarından yararlanmıştır. Kama Hintçe'de gövdesel aşk, cinsel haz anlamına gelir, sutra ise ilke, prensip demektir. Hintlilerin yaşantı bilgisine göre dünyayı yaratan Prajapati hayvan ve insanları yarattıktan sonra onlara aşkın üç amacı konusunda bilgi vermiştir: 1. Dharma (ahlak bilimi, ahlaklılık), 2. Artha (kazanç, fayda), 3. Kama (cinsel aşk). Aşk üzerine olan bilgiler bin bölüm halinde verilir. Efsaneye göre bu bilgiler tanrı Şiva'nın hizmetçisi Nandi tarafından, tanrı Şiva karısı Dewi ile bin yıllık aşkını kutlarken, gökteki aşk mağarasının kapısında okurmuş. Vatsyayana kitabını aşk konularını işleyen yedi kısım ve otuz altı bölüme ayırmıştır. Birinci kısım, Prajapati tarafından insanlara gösterilen bu üç amaca erişmek için gidilecek doğru yolu gösterir. Gene bu kısmın bir bölümünde bir kızın öğrenmesi gereken altmış dört sanat çeşidi anlatılır. Örneğin, şarkı, dans, resim ve strateji bilgisi ve gövde bakımı bu konuların birkaçıdır. Bir bölümde de erkeğe kadın dünyası ve çeşitli özellikleri ile aşk için nasıl elçi kullanılabileceği hakkında bilgi verilir. İkinci kısımda birbirleri ile uyuşabilecek olan erkek ve kadınlar belirtilir. Erkekler Lingam diye tanımlanan erkeklik organlarına göre tavşan, boğa ve aygır olmak üzere üç tipe ayrılırlar. Kadınlar da Yoni diye tanımlanan döl yollarının ölçüsüne göre ceylan, kısrak ve dişi fil olmak üzere üç tipe ayrılırlar. Erkeğin ölçülere göre kadından üstün olduğu birleşmeler yüksek uyum olarak tanımlanır. Bir aygır ile bir ceylan kadının birleşmesi en yüksek uyumdur.  Eğer kadın ölçülere göre erkeğe üstün olursa Kamasutra'ya göre bu aşağı uyumdur. Dişi bir fil ile bir tavşan erkeğin birleşmesi en aşağı uyumdur. En ideali eşit olan tipler arası birleşmedir. İkinci kısımdan altıncı kısma kadar sarılmanın çeşitleri, öpüşme, el tırnakları ve dişlerin birbirine değmesi ile doğan coşkunluk hissi, cinsel birleşme duruşları anlatılır. Yedinci kısımda erkeğin yorgun ama gene de coşkulu olduğu durumlarda kadının yapması gereken şeyler anlatılır. Diğer bir kısımda da ağız yolu ile birleşme (oral seks), birleşmenin başı ve sonu, aşkın derecesi, aşk geçimsizliği konularında çeşitli yorumlar ortaya konur. Kamasutra'da ele alınan diğer konular şunlardır: gelinin seçilmesi ve evlilik, evli adamın gerçek davranışı, diğer erkeklerin kadınlar ile olan ilişkileri, eğlence kadınları, kişinin kendi isteğini karşı cinsten birine aşılaması ve kaybolan gücün esrarengiz ilaçlar ile tekrar kazanılması.

SADE, MARQUIS DE (1740-1814): Fransız yazar. Başkalarına işkence yapmaktan cinsel zevk duyan kişiler hakkında yazdığı kitaplardan dolayı sadizm terimi onun adından türetilmiştir. O tarihlerde yaşayan diğer Fransız soylularından çoğunluğu Sade'dan daha temiz, daha günahsız bir yaşam sürdürmezlerdi kuşkusuz. Sade, Marsilya'dayken uşağı ve dört kızıyla bir takım sapıkça davranışları uygulamak üzere buluşur: kırbaçlama, oğlan çocuklarının ırzına geçme, homoseksüel birleşme gibi. Sade'ın cinsel yaşamında sadizmden başka bir şey yok değildi. Tersine her türlü cinsel denemelere girişmişti. Ancak bir takım ruhsal aksaklıklar yüzünden hiçbir zaman cinsel doyuma ulaşamamış ve aklına gelen her yöntemi kullanarak ömrü boyunca cinsel doyum duymaya uğraşmış bir erotomanyaktır. Eserlerinden bazıları: Dialogue entre un prêtre et un moribond, les Cent Vingt Journées de Sodome, Aline et Valcour, les Infortunes de la vertu (Erdemle Kırbaçlanan Kadın)...

 
DİĞER BAŞLIKLAR
. FRANZ KAFKA'DAN AFORİZMALAR
. GÜZEL SÖZLER
. ÜNLÜ EŞCİNSEL, LEZBİYEN VE BİSEKSÜELLER
. TUNA KİREMİTÇİ VE YALNIZLIK SIRRI
. OSMANLI EŞCİNSEL METİNLERİ
. EROTİK EDEBİYAT
. DÜŞLERE AÇILAN PENCERE: SANDMAN
. ELİF SAVAŞ VE EŞCİNSEL BESTECİLER
. DA VINCI ŞİFRESİ VE KOMPLO TEORİLERİ
. KAFKA'NIN 'DÖNÜŞÜM'Ü
. DICK BAKER'IN KEDİSİ-MARK TWAIN
. UMBERTO ECO'YLA OYUN MAKİNESİ VE ORGAZM
. DÜNYANIN EN KISA BİLİMKURGU ÖYKÜSÜ
. TÜRK EDEBİYATINDA EŞCİNSELLİK
. FRANK HERBERT VE DUNE
. SİMYACI'NIN YAZARI PAULO COELHO'DAN ÖYKÜLER
. BİYOGRAFİ: EDGAR ALLAN POE
. BİYOGRAFİ: MEVLANA
. BİYOGRAFİ: SAİT FAİK ABASIYANIK
. BİYOGRAFİ: MEGA STAR TARKAN (TEVETOĞLU)
. BİYOGRAFİ: YAHYA KEMAL BEYATLI
   
     
 
 
GayGaye.com